Avrupa’da genellikle kadın ve erkeklerin koltuk altları, başka bilmem nereleri kıllıdır. Temizleyene, uzatmayana pek az denk gelinir. Biz onların durumunu, onlar da bizim durumumuzu görünce karşılıklı soruyorduk :
– Neden sizin koltuk altlarınız, oralarınız kılsız?
– Bizde oraların temiz olması gerekir. Kıl arpa boyunu geçmeyecektir. Öyle alıştık. Kazırız, temizleriz. Ya neden sizin koltuk altlarınız, oralarınız kıllı ?
– Bizde oraların kılları Tanrı vergisi sayılır. Dokunulmaz. Yıkarız yıkamaya ancak genellikle kesmeyiz.
– Al haa… Oralarınızın kılları Tanrı vergisi de saçlarınız Tanrı vergisi değil mi? Neden sık sık berbere gidip kestirir biçtirirsiniz, düzelttirirsiniz, binbir biçim verdirirsiniz?
– Dediğiniz doğru ama bizde öyle alışılmış artık… Sonra insanın orası burası kılsız olunca kabağa benziyor… Ayrıca bizim erkeklerimizin böyle hoşuna gidiyor… Çayırda mantar aramaya benzetiyorlar…
– Allah Allah. Biz sizi uygar sanırdık ama siz de kıl uygarlığı pek yokmuş. Birçok konuda temizlik örneğisiniz, yanlısısınız ama bu konuda pek tutar tarafınız yok gibi bizce… Ne diyelim ? Bu da Avrupa uygarlığının kıllı yanı deyip geçmekten başka çıkar yol kalmıyor..