Güldürmek isterim şu dünyayı
Ölürken olsun.
Ağlamış nasıl olsa anamız
Doğarken.
Bırakın ağlatmayın
Bir de şimdi beni.
Güldürmek isterim şu dünyayı
Ölürken olsun.
Ağlamış nasıl olsa anamız
Doğarken.
Bırakın ağlatmayın
Bir de şimdi beni.
Ölüm güzel şey değildir, ne derseniz deyin. İsterseniz terimlerini başka dilden alın, taklalar atın. Adı üstünde. Öyleyse en iyisi bunun türkçelerini söylemek bizlerde olduğu gibi.
Bir kişi “vefat” etmez “ölür” bizde. “Cenaze”si kaldırılmaz, “ölü”sü kaldırılır. “Morg” yoktur “ölü damı” vardır. İşte türkçeleri budur ölüm karşısında bile yabancı dil hastalığını bırakmayan beyler öğrenmek istiyorlarsa…
Her neyse gelelim konumuza. Kişilerin ölümü kendileri için güzel değildir ama kalanlar için de değildir. Köyde filan öldünüz mü pek sorun olmuyor. Eş dost kaldırıyor, götürüp çukura koyuyor o kadar. Ama ya kentlerde bu böyle mi ? Türkiye’yi bilmiyoruz ama burda neler oluyormuş gazetelerde okuduğumuza göre.
Birisi hastanede öldü mü hastane içindeki hastabakıcılar yarış ediyorlarmış “Ölü Kaldırma Kuruluşları”na önce haber verip para alabilmek için. Sonra bunlar da birbiri aralarında yarışa giriyorlarmış “Ölüyü sen kaldıracaksın yok ben kaldıracağım” diye. Aralarında çatışma da oluyormuş ama ölen kalan oluyor muymuş bilmiyorum. Belki de oluyormuş. Yani bir ölü kaldıralım derken ölü sayısı artıyormuş.
Neden böyle birbirleriyle yarış ediyorlar, kavga ediyorlar? Ölüye saygılarından mı ?
Yok beyler yok ! Ölüye saygılarından değil, paraya hem saygılarından hem de çook sevgilerinden…