DÜNYANIN EN  GÜÇLÜ  DEVLETİ

Çocukken bana bir arkadaşım sormuştu: -Bir mi büyük bin mi? diye. Ben de: -Bin. demiştim. O ise şöyle kestirip atmıştı: -Bir büyük çünkü “bir” “Tanrı”dır. Tanrı “bin”den büyüktür!

Bu sorudan yola çıkarak bir benzerini de biz sorup karşılığını vermeye çalışalım:

-Dünyanın en güçlü devleti toprağı en çok olan Rusya mıdır?

-Değil çünkü toprak genişliği gücü göstermez.

-Dünyanın en güçlü devleti nüfusu en çok olan Çin midir?

-Değil çünkü nüfus çokluğu da gücü göstermez.

-Öyleyse dünyanın en güçlü devleti şu sırada her bakımdan güçlü olan Amerika Birleşik Devletleri değil midir?

-Değil. Görünüşte öyle. Ancak, yeryüzündeki pek çok ülkeyi olduğu gibi, onu da, el altından, elinde tutan, ona da, bir şamar oğlanı, bir kovboy (inek çobanı) gibi, her istediğini yaptıran, küçücük “İsrail”dir!

-Nasıl olur?

-Nasıl oluru var mı? Olmuş bile. Bırakın başka ülkeleri, senin Türkiye’nde de, el altından, sözünü geçiren, cirit atan, dolayısıyla, istediğini yaptıran, Yahudi’lerin, ikibin yıl sonra dönüp gelerek, Musa’nın  “Ey ulusum! Allah’ın size yasadığı kutsal toprağa girin….(5/21)” dediği, Filistin’de kurmayı becerdikleri, işte o küçücük “İsrail”dir! Bir gün, “Atamız İbrahim’in yurdu, Harran/Urfa’ydı” deyip, geçen yıllarda, kim bilir ne yolla, nasıl, Filistin’de, İngiliz’lerin oyunuyla, işbirliğiyle, desteklemesiyle, önce Arap’lardan toprak satın alarak başlayıp becerdilerse, aşağı yukarı, aynı oyun, aynı düzenlerle toprak bile satın aldıkları, Urfa’yı, içimizdeki işbirlikçilerin de yardımıyla, ellerine geçirirlerse hiç şaşırmayalım.

Ne Rus’lar’ın ne Çin’lilerin ne de Amerika’lıların yeri olmadığı, müslümanların kutsal kitabı, Kuran’daki olayların nerdeyse yarısını, kapsam olarak en azından, yaklaşık üçte birini, Tevrat’ta geçen, dolayısıyla Yahudi’lerle ilgili olaylar oluşturmaktadır.

Kuran’da, Arap’larla, dolayısıyla Filistin’lilerle de, dil ve soy bakımından, aynı kökten olan, kardeş sayılacak, Yahudi’ler açısından, bulunan, bizce çok ilginç, birkaç alıntıyı burda sunuyoruz.

(Kaynak: Ismail Hakkı Baltacıoğlu, Kur’an, Ankara, 1957):

1) Ey İsrailoğulları! (2/40, 2/47, 2/222) Benim (2/47) size ettiğim bunca iyiliği, (2/40, 2/47), sizi bütün uluslardan üstün kıldığımı, bir düşünün (2/40, 2/47, 2/222).

-2) Ant olsun ki Biz Israiloğulları’na Kitap, doğrunun bilgisini, peygamberlik verdik. Onları en iyi azıklarla azıklandırdık. Hem de onları her ulustan üstün kıldık.(45/16).        

-3) Israiloğulları’na şunu yasadık: “İşte, herkim bir kimseyi haksız yere öldürecek olursa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Herkim de bir kimsenin canını kurtaracak olursa bütün insanların canını kurtarmış gibi olur. (5/32)

-4)  O gün sizden söz almıştık: “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanların bir kısmını yerlerinden yurtlarından etmeyeceksiniz” diye… (2/84)….pek azınız bir yana, sözünüzden döndünüz. Sizler dönek kimselersiniz.(2/83).           

-5)  ………. yine de bir birinizi öldürüyorsunuz, içinizden bir takımını yurtlarından ediyorsunuz, onlara karşı suç işlemekte, düşmanlık etmekte birbirinize arka oluyorsunuz… Oysa ki onların yurtlarından edilmeleri size haram kılınmıştı. Yoksa siz Kitap’ın yalnız bir kısmına inanıp da bir kısmına inanmazlık mı ediyorsunuz? (2/85)

-6) Onlar savaş ateşini yaktıkça Allah onu söndürdü (5/64).Onlar ortalıkta karışıklık çıkarmak için seğirtirler (5/64). Allah ise karıştırıcıları sevmez (5/64)….. onların birçoğu karıştırıcı kimselerdir. (5/81).

Onların arasında kendini bilen bir topluluk da vardır (5/66). Ancak bir çoğunun yaptıkları ne çirkindir (5/66).

-7) Onlar ne zaman bir antlaşma yapmışlarsa içlerinden birtakımı bu antlaşmayı bozmamışlar mıydı?(2/100).  

-8) Kendilerine Tevrat gönderilip de bu yükü taşımayanların durumu sırtına birçok kitap yüklenmiş olan eşeğin durumuna benzer. (62/5).

-9) De ki: “Ey Yahudiler! Bütün insanlar bir yana da, gerçekten Allah’ın sevgili kullarının yalnız sizler olduğunu mu sanıyorsunuz? (62/6).

-10) Yahudiler: “Üzeyir için Allah’ın oğludur” dediler. (9/30)…. Allah’tan bulsunlar! (9/30).

-11) Yahudiler: “Allah cimridir” dediler. Böyle dedikleri için onların dilleri tutulsun. Onlara lanet olsun. (5/64).

-12) Onlar dediler: “Yahudilerle hristiyanlardan başkası Cennet’e giremez.” Bu, onların kuruntusudur. (2/111). “….Hıristiyanlığın sağlam bir temeli yoktur” dediler. (2/113). Oysa ki her ikisi de kitaplarını okuyorlar. (2/113). İşte bilmeyenler onlar gibi söylerler.(2/113).

-13) Gerçekten onlar arasında inananlara sevgice en yakın bulacağın kimseler “Biz hıristiyanız” diyenlerdir….(5/82).Hıristiyanlar “Mesih Allah’ın oğludur” dediler… Allah’tan bulsunlar! (9/30).

-14)  Sen onların dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hristiyanlar seni beğenmeyeceklerdir. (2/120).

Tarih kaynaklarında (örneğin: Enciclopedia Corriere della Sera/Rizzoli/Larousse, 2003) İsrailoğullarının ya da Yahudi’lerin geçmişi konusunda şu kısa bilgileri buluyoruz:

Yahudi’ler Aşağı Mezopotamya bölgesinden gelmedir.Yahudi’lerin atası Hazreti İbrahim, yurdu, Harran/Urfa’dan, .M.Ö.1850’ye doğru Filistin’e göç etmiştir. Burası çok nazik ve tehlikeli, Mısır’lıların, Hitit’lerin, özellikle, Asur’lularla Babil’lilerin paylaşamadıkları, sürekli savaş yaptıkları bir yerdi. Yakup, Yahudi’lerle Filistin’liler arasında kaynaşma olmasın diye oymağını önce Mezopotamya’ya, sonra da Mısır’a götürdü. Sonra Mısır’lılar’a işçi gerektiğinden Yahudi’leri tutsak edip götürdüler. M.Ö. XV ya da XIII yüzyılda Musa bunları kurtardı.1220’de, “Tanrı’nın kendilerine söz verilen toprak” dedikleri Filistin’i ellerine geçirdiler. M.Ö. 721 de, Asur kralı Sargon II. İsrail krallığını kendi topraklarına kattı. Yahudi’leri de Yukarı Mezopotamya’ya zorla götürüp yerleştirdi. Aynı durum M.Ö. 586 ve 581’de de oldu.M.Ö. 539’da Pers kralı, Ciro Babil’i eline geçirip 538’de Yahudi’lere yurtlarına dönmelerine, Tapınak’larını yeniden yapmalarına izin verdi. M.Ö. 538-M.S.135 arasında Pers, Yunan ve Roma yönetimi altındalar. M.Ö. 63’te Roma dönemi başlar Yahudi’ler için. M.S.30’da İsa çarmıha gerilir.

M.S. 66’da Roma’lılara karşı ayaklanma olur. Vespasiano ve Tito orduları M.S.69-70’de Kudüs’ü ellerine geçirip yerle bir ederler. M.S. 132-135’te yeniden ayaklanma olur. Toptan köle olarak götürülüp satılırlar. Onların Kudüs’e yaklaşmaları yasaklanır.

Böylece, kendi istekleri dışında, yeryüzüne dağılmak zorunda kalan, ancak hiçbir zaman kimliklerini unutmayan, yaklaşık ikibin yıl sonra da olsa, topraklarına geri dönmeyi başaran, Israiloğulları’nı ilgilendiren, yukarda verdiğimiz olayların başka kimi ayrıntılarını da ekleyelim:

-1) Tutsak olarak götürüldükleri Mısır’dan kurtuluşları yaklaşık M.Ö. 1250 yılları dolaylarında, gerçekleşir. Bunun Musa peygamber aracılığıyla yapıldığını okuyoruz. Dolayısıyla Musevilik bu sırada ortaya çıkmıştır ya da Yahudiler kurtuluşları için bir peygamber, bir din ortaya çıkarmıştır. Ancak bu sırada, Mısır’lılarla Hitit’ler arasında, bölgenin yazgısına damgasını vuran Kadeş savaşının yapıldığını, Yahudi’lerin bu savaştan yararlanarak kurtulmuş olabilecekleri savını da, bölgede yaşamış Hitit’lerle başka ulusların yazılarının okunup geçmişlerinin daha ayrıntılı olarak ortaya konmasından esinlenerek, burda belirtelim. Bunun hemen ardından, Kuzey Suriye’ye yerleşen Hitit’lerle Yahudi’lerin birbiriyle kaynaşarak yeni bir toplum oluşturdukları, şimdiki Yahudi’lerin atalarının bunlar olabileceği görüşü de ileri sürülüyor.

Kendilerini tutsak eden Mısır’dan, Firavun’dan, öclerini 1948, 1956. 1967, 1973 savaşlarıyla almış sayılırlar.                

-2) Gene tutsak olarak götürüldükleri ve uzun süre kaldıkları, Babil’li karıların kendi erkekleriyle karıştırıp yanlışlık yapmamaları için Yahudi erkeklerin ilk kez sünnet edildikleri, Babil yönetiminden, el altından yönettikleri, A.B.D. aracılığıyla da olsa, 2003’te Irak’a, ipe sapa gelmez nedenlerle açılan ve bugüne dek, yüzbinlerce, milyonlarca suçu günahı olmayan insanı öldüren, yeryüzündeki gelmiş geçmiş en saçmalarından birisi olan, savaş aracılığıyla olsa da, öclerini almış sayılırlar.

-3) Ülkelerini ele geçiren, sonra da Kudüs’e, ordaki Tapınak’larını yerle bir edip Yahudileri yeryüzüne dağıtan, Kudüs’e yaklaşmalarını yasaklayan Roma yönetiminden ise, öclerini, ilk elde, Roma İmparatorluğu’nun çökmesine neden olduğu söylenen, hristiyanlığı, gene Yahudiler aracılığıyla, getirip başkent Roma’ya yerleştirerek aldıkları söyleniyor.

Ancak, yıkılan Roma İmparatorluğu yerine getirilen, hristiyanlık, sonradan, gene Roma’lıların eline geçtiği için, yarım kalan bu öc alma işini, bir gün, eski Roma’lıların torunlarının oturduğu İtalya’ya karşı savaş açarak almaya çalışırlarsa şaşmayalım.

-4) Mekke’den kaçmak zorunda kalan Muhammed’i Medine’ye çağıranların, orada büyük bir çoğunluk oluşturan Yahudiler olduğunu, bunların, Kutsal Kitap Kuran’ın tümü incelendiğinde, açıkça görüldüğü gibi, Muhammed’i, Kuran’ı, dolayısıyla müslümanlığı etkilediği açıkça görülüyor.

Hele hele bugüne dek, kutsal savaş, haçlılar adlarıyla, süren ve süreceğe benzeyen, müslüman- hristiyan çatışması da gözden kaçırılmamalı.

-5) Franz Babinger’in “Fatih Sultan Mehmed” adlı yapıtında, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde de Yahudi tüccarların Osmanlı Devleti için casusluk bile yaptığını, İran’a karşı savaşa giderken, Hanibal gibi, Gebze’de ölen Fatih’in doktorunun da yanlış okumadıysak, Yakup adlı bir Yahudi olduğu yazılı….

-6) 1492’de İspanya’dan atıldıktan sonra pek çok Yahudi Osmanlı Devleti’ne gelip yerleşiyor. Büyük bir bölümü de Amerika’ya gidiyor. Orda elde ettikleri ekonomik güçle bugün neler yapabildikleri ortada.

-7) Komünizmin kurucusu Marks Yahudi. Lenin’in de soyunda yahudilik olduğu söyleniyor. Kuruluş yıllarında, bankacıların, Yahudi’lerin bile desteklediği, nazizmin kurucusu, azılı komünist yöneticisi Stalin’le bile anlaşan, milyonlarca Yahudi’yi, ırkçılık nedeniyle, öldürten, Hitler’in de soyunda Yahudilik olduğu söyleniyor.

-8) Hiç de “birleşmiş”e benzemeyen, Türkiye’den başka kimseye sözünü geçiremeyen, sözde dünyanın beş büyük devletinin, Tanrı’nın beş büyük melekleri gibi, karar düzenindeki koltuklarına kurulduğu, gerçekte iplerini, A.B.D. ile İsrail’in çektiği, Birleşmiş Milletler’i tınmıyor, umursamıyor bile İsrailoğulları, Yahudiler, önceden ve günümüzde yaşanan acı olaylardan gördüğümüz gibi.

-9) Bütün ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan, Büyük Ortadoğu Projesi (B.O.P.), gerçekte, Büyük İsrail Projesi (B.İ.P.) olmasın! “B.O.P.”la “B.İ.P.”le Ortadoğu’da, dolayısıyla, bir zamanlar, Kıbrıs Türk’ü susuzluktan kıvranırken, Manavgat suyunun bile İsrail’e götürülmek istendiği, Türkiye’de, gerçekte, İsrail pokeri oynanıyor mu acaba, masa başındaki (ipleri perde arkasındaki kumarhane işletenlerce çekilen) oyuncularca?

İş kumara döküldü mü kimin kazançlı çıkacağı belli olmaz. Yalnızca kumarcılar değil, kumar oynatanlar bir gün bunun hesabını vermek, zararını görmek zorunda kalabilirler.

İşte şimdi anladınız mı, dünyanın en güçlü devletinin hangisi olduğunu?

Standart

DEFİNECİLER

BENCE,  YERYÜZÜNDEKİ, EN ESKİ BİN KENTTEN  BİRİSİ, BİNLERCE  YILLIK GEÇMİŞİN  İNCİSİ, ARMAĞANI TYANA’YI PARABABALARI  AĞALAR İÇİN   Y  A  Ğ  M  A  L  A  Y  A  N TOPLUMUN  YÜZKARASI DEFİNECİ  ÇAKALLAR, YAZIKLAR OLSUN SİZLERE!

Definecilerin Başkenti Neresi?

Definecilik”, “Defineci” Nedir?

“Definecilik” “yasalara göre suç”, dolayısıyla, “yüzkarası”dır.

Bu suçu işleyen de “yüzkaralı suçludur”.

Böyle bir suçu olanlara da, özellikle, kamu görevinin verilmemesi gerekir.

Definecilik ve Defineciler

Defineciler eskiden de varmış.

İşte Tyanalı Apollon’un, yaklaşık 1900 yıl önce, bu konuda, birine söyledikleri:

-Senin zenginliklerin, korsanlık veya öldürücü zehirler ya da çok eskiden yaşamış kralların sinlerindeki (mezarlarındaki) altın ve hazineleri yağmalamak gibi, yasadışı işlerden geliyorsa, sen, yalnızca, yargılanmakla kalmamalı, öldürülmesini de çünkü böyle bir zenginlik, iğrenç olduğu kadar acımasızdır da!

Mart Ayında, Gün Yüzüne Çıkan Definecilik Olayları

Önceki olaylar da, çok önemli olmakla birlikte, kuşkusuz, perde arkasındakilerin buyruklarıyla basına, pek öyle, gösterişli biçimde yansı(tıl)madığı için, sönük kalmış, dolayısıyla, yurtdışıyla bağlantılı defineciler de, bu yasadışı alanda etkinliklerini korkusuzca sürdürmüş, kendilerine kamu yerlerinde de görev verilmiş, kimisi kamu kuruluşlarının başına geçmiş, iğrenç çalışmalarını sürdürmüştür.

Standart

AŞIK OYUNUNUN AÇIKLAMALI TERİMLERİ

Geçen haftaki yazımda, sizlere “Aşık oyunuyla ilgili terimleri”  açıklamasız vermiştim. Şimdi onları açıkladım.

-1) aş(ş)ık.

                                                                                   …

-2) atmer.              Öbür aşıklara göre daha büyük, içine kurşun dökülmüş de olabilir. Buna “baş aşık” da denebilir.

                                                                                   …

-3) ütmeli.             Kazanmalı.  Oyun sonunda oynayanlar yenebilir de yenilebilir de.

                                                                                   …

-4) goppüllü.          Kazanç amaçlı değil. Oyun sonunda kimse yenmez ya da yenilmez. Öbür oyunculara hiçbir şey verilmez.

                                                                                   …

-5) çitimek.            Genellikle, baş aşık atmerle, öbür aşıkları istediğimiz yere, örneğin çızının (çizginin) içine götürmeye çalışmak.

                                                                                   …

-6) çızı.                  Çizi. Düz çizgi de olabilir, yuvarlak da.

                                                                                   …

-7) hurum.             Aşıkların çızıya doğru atıldığı, oyun başlatma yeri.

                                                                                   …

-8) ali.                  Aşığın alt düz yeri. Aşıkları attığımız da burası gelirse “ali geldi” denir.

                                                                                   …

-9) tohan.              “ali”nin karşısında bulunan yer.

                                                                                   …

-10) çik.                  Aşığın oyun yeri (bölümü”. Burası gelirse “çik geldi” denir.

                                                                                   …

-11) tok.                 “Çik”in karşısındaki bölüm. Burası gelince “tok geldi” denir.

                                                                                   …

-12) ? apısa.            Aşığı atarken bir tökezleme vb. olduğunda söylenir.

                                                                                   …

-13) kurşun dökmek. Ağırlaşsın diye, aşıkların, genelde atmerlerin içine kurşun akıtmak.

                                                                                   …

Standart

AŞIK OYUNUNUN  TERİMLERİ

-1)        aş(ş)ık.

                                                                                   …

-2)        atmer.

                                                                                   …

-3)        ütmeli.

                                                                                   …

-4)        goppüllü.

                                                                                   …

-5)        çitimek.

                                                                                   …

-6)        çızı.

                                                                                   …

-7)        hurum.

                                                                                   …

-8)        ali.

                                                                                   …

-9)        tohan.

                                                                                   …

-10)      çik.

                                                                                   …

-11)      tok.

                                                                                   …

-12)      ? apısa.

                                                                                   …

-13)      kurşun dökmek.

Standart

ANADOLU İLE TÜRKLER – BİNLERCE YIL SONRA  BİRBİRİNE KAVUŞAN İKİ SEVGİLİ

Anadolu (ve Trakya’nın bir bölümü) ile Türkler, bence, aradığını, binlerce yıl sonra bulup, birbirine kavuşan iki sevgilidir.

Anadolu’dan, geçmişte, sayısını bilemediğimiz, belki, yüzlerce  toplum gelip geçmiştir. Bunların çoğu yakıp yıkmış. Bir ikisi de onu yarım yamalak sevmiştir. Hiçbirisi Anadolu’yu, Türk’ün onu sevdiği, ona bağlandığı gibi, sevip bağlanmamıştır.

Bir tanımlamaya göre, yüzyılda bir geçen Halley kuyruklu yıldızı gibi, yüce Atatürk’ün önderliğinde, Türk ulusu, onunla birlikte, yeryüzünün en güzel yeri, Anadolu-Türkiye, yeryüzünde kendilerine yaraşan yeri almışlardır!

Standart