Yahudi İbaam Emmi Yutturmacası

-A)

 “Yahudi İbaam Emmi”nin öyküsünü bilirsiniz. “Uydurmanın uydurması” amma kimi çıkarlara uygun geldiği için, “gerçeğin gerçeği” olarak yutturuyorlar.

Yaklaşık on-onbeş yıl önce, Niğde’de çıkan “Hamle Gazetesi”nde iki yazım çıkmıştı şu başlıklarla:

-Hangi ülkenin atom bombası olsun? 

-Yeryüzünün en güçlü ülkesi hangisidir?

 Bu da bugün olanları öngörmek demektir.

1936-39 arasında, Mussolini Beyefendi, Afrika’nın köşesini, (Habeşiştan-Etiyopya, Somali), orduyla, ele geçiremeyince,“Zehirli gaz” kullanmıştı, okuduğumuza göre.

Şimdi İran’da “Zehirli gaz var, atom bombası yapacak!”  diye “İsrail” orasını bombalıyor. Ardından, kölesi, uşağı, Amerikan Emmi de bombalıyor, ağasının buyruğu üzerine!

İyi güzel de, sen de, ey suçsuzun suçsuzu İsrail, yeryüzünün en suçsuz ülkesi, Amerikan Emmi, sizlerde hangi silahlar, hangi gazlar var söyler misiniz?…

İran’ı suçlayalım!  

Size ödül mü verelim? 

Sizinle birlikte yeryüzünün bütün ülkelerini denetleyelim mi, ne dersiniz?

-B)                                                                                                                  

-1)         İran’a gelince. Dincileri, 1979 yılında, Amerika geçirdi başa, o sıralarda hiç de kötü olmayan Kral yönetimine karşı. Krala da kanser mikrobu vererek öldürdüklerini duydum.

-2)         Gene İran’a değineceğim. Gerçekte 1979’dan beri İran’ın başında olan bu dincilerin Allah’la Kitap’la, gerçek dinle, uzaktan yakından ilgisi yok! 

Bence söylemese de, İran da,  Amerika’nın ve onun bağlı olduğu ağası İsrail’in baş uşaklarından birisi! (bir zamanlar, Irak’taki Saddam Hüseyin gibi).  

Din maskesi altında, İranlılara, düşmanlarının istediği ölçü ve biçimde özgürlük veriyor.

Standart

DOĞMAK 3

Çocuk Nasıl Yapılır?

Bizim küçüğü gören tanıdıklar:
-Aman ne güzel, ne cici bir kızınız var! diyorlardı.
Ben de şakadan anlıyanlara :
-Elbette güzel olacak. Biz sizin gibi çirkin çocuk yapmayız ki!
-Nasıl oluyor bu iş?
-Çocuğu yapmadan önce oturup bir taslağını çiziyoruz. Beğenirsek yapıyoruz. Değilse yapmıyoruz. Anladınız mı şimdi na-sıl çocuk yapıldığını ?

Kiralık Dölyatağı (Rahim)

Eskiden ben şaka olsun diye olmadık kimi olayları olmuş gibi anlatırdım, gazetede, şurda burda okudum diye. Bunlardan birisi de ana rahminin (ya da türkçesiyle “dölyatağı”nın) kiralanmasıyla ilgiliydi. Öyle ya her şeyin kiralanabildiği bir dönemde neden bu olmasındı. Araba kiralanır, ev kiralanır, gelinlik kiralanır, uçak kiralanır, mezar kiralanır (bizde değilse de), yurdun bir parçası üs olarak kiralanır, kadın kiralanır da neden o kiralanmasın. Hem sonra parasız kalıp, sıkışıp da geçim derdiyle, hastalık yüzünden şu ya da bu organını bile satışa çıkaranlar yok mu ? Anlattıklarımda işin bu yanı pek önemli değildi. Ondan sonrası sorun yaratıyordu. Düşünün yoksul bir ailenin kadını rahimini kiralamış. Orda paralı zengin birinin çocuğu büyümekte. Bu arada parayla baba olacak adam kiralık tuttuğu şeyi merak etmez mi? Gelip gidip çocuğa kulak vermek, bulunduğu karnı okşamak istemez mi ? Daha neler neler, ne gülünç durumlar. Usta bir yazar bunu bir eserine konu bile yapardı. Kiralık kadının kocası kıskanır vs vs

Derken günümüzde bunlar da gerçek olmaya başladı. Gazetelerde okuduğumuza göre bu konuda ilanlar bile veriliyormuş ve Avustralya’nın bir bölgesinin yönetimi bu tür ilanları yasaklamayı bile düşünüyormuş…

İsterse o yasaklasın. Böyle bir şey gerçekleşebilecek oldu mu bugün olmazsa yarın gene yapılır. Yasaklar kalkar, olağan bir şey olur…

Ondan sonra da kiralanma sırası insan vücudunun başka yerlerine gelir. Öyle ya insanın bir orası gerekli değil ya. Artık nerelerin ne zaman kiralanabileceğini de siz düşünün. Benden bir ikisini söylemesi.

Standart

DOĞMAK 2

Doğum Farkı

Benim doğduğum Kemerhisar’da, eski adıyla Tiyana’da, (varlığı bile tartışılan) İsa’yla aynı yüzyılda Apollon adlı birisi doğmuş (işin garipliğine bakın ki ona: Tiyanalı Apollon diyorlar sanki benim adla soyadımın yerleri değişmiş gibi baş harflere göre). Eskinin bilgin, saygın dolayısıyla ünlü kişilerinden birisiymiş. Eski Roma’nın tanrıları arasında heykeli bile varmış. Bir aralık Roma’li bir kralın yakını onu İsa’ya karşı çıkarmaya kalkışmış. Yaşam öyküsünü bile yazdırtmış ama gene de İsa’yı geçememiş.

Bu kitapta Tiyanali Apollon’un doğuşu da peygamber doğuşlarına benzetiliyor. Yazılara göre, gebe olan annesi, doğumun yaklaştığı bir gün çiçeklerin arasında uyuyup kalır. Kuğular gelip çevresini sarar ve o sırada kadın çocuğunu doğurur…

Aynı topraklarda doğduk. Çiçekler bizim annenin beni doğurduğu zamanlarda da vardı diyemiyeceğim çünkü ekim sonunda, daha doğrusu patates sökümünde kalmamıştır artık. Sonra, olsa da, halı dokumayı yani ekmek parasını bırakıp nasıl giderdi çiçeklerin arasına. Hem doğumun son gününe kadar çalışmak zorundaymış… Doğurduğunda da ne kuğular gelmiş ne de başka kuşlar…

İşte böyle. Herkes doğar ama doğuştan doğuşa fark vardır. Belki de benim gibiler kendini mutlu saymalıdır. Kimisine belki böylesi de kısmet olmamıştır bütün sıkıntılara karşın.

Standart

DOĞMAK

Kolay değil doğmak, büyümek, yaşamak, çocuk yetiştirmek. Bunları düşününce aklıma, şair değilsem de, birkaç dize karalamak geldi.

Kolay değil dünyaya gelmek!

Hele yaşamak öyle zor ki!

Bırak da geçsin

Sıkıntısız şu günler

Kalmasın ardımızda

Hep acı dünler!

İyilik mi etmek istiyorsun

İnsanlığa?

Ne gerek öyleyse

Düşmanlığa?

Düşünemedin mi hiç

İnsanlığa en büyük iyiliğin

İnsanları yaşatmak olduğunu?

Standart