Yetişin! Kimse Yok mu?

Hitler’in nasıl diktatör olabildiğini şu yazı kısaca özetliyor:

-1)(Dachau toplama kampına götürülen) Alman luteran papazı Martin Niemöller’in, Hitler’in nasıl kendini zorla kabul ettirmeyi başardığını anlatan bir tümcesini anımsıyorum.

-2)Aşağı yukarı şöyleydi: 

-3)Başlangıçta Yahudileri alıp götürdüler. Ama ben Yahudi olmadığım için sesimi çıkarmadım.

-4)Sonra komünistleri alıp götürdüler. Ama ben komünist olmadığım için sesimi çıkarmadım.

-5)Sonra sosyalistleri alıp götürdüler. Ama ben sosyalist olmadığım için sesimi çıkarmadım.

-6)Sonra homoları alıp götürdüler. Ama ben homo olmadığım için sesimi çıkarmadım.

-7)Sonra beni alıp götürmeye geldiklerinde çevreme baktım! Bana yardım edecek kimse kalmamıştı!

Standart

Karacaoğlan’ın ABD Türküsü 

SAVAŞTAN UYANMIŞ KOVBOY BAKIŞLIM

Savaştan uyanmış kovboy bakışlım.
Dedim suçsuz musun? Söyledi yok yok.
Ak ellerin Iraklı kanıyla bulanmış.
Dedim doğru mudur yaptığın? Söyledi yok yok.

Dedim on bir eylül nedir, dedi oyundu.
Dedim ya ölenler, dedi kurbanlık koyundu.
Dedim ya haber alıp o gün gelmeyenler?
Dedi kimden almışlar o bir duyumdu?

Dedim Arabistan nedir, dedi petroldür.
Dedim Kuveyt, Irak nedir, dedi petroldür.
Dedim gidecek misin bir gün buralardan?
Söyledi, söyledi, söyledi, yok, yok, yok!

Dedim Türkiye nedir, dedi dostumdur.
Dedim İncirlik nedir, dedi üssümdür.
Dedim dosta yaraşır mı çuvalla yaptığın?
Söyleyemedi, söyleyemedi, yok, yok!

Dedim Laden nedir, dedi ajandır.
Dedim PKK nedir, dedi maşamdır.
Dedim İsrail nedir, dedi paşamdır.
Dedim özgür müsün, söyledi yok yok!


(uyarlama)
Prof. Dr. Asım TANIŞ
(27.02.2009)

Standart

Kim? Ne?

-Tanrı’yı kim ortaya çıkardı?		İnsan.
-Din adamı kim? İnsan.
-Papaz kim? İnsan.
-İmam kim? İnsan.
-Haham kim? İnsan.
-Yönetici kim? İnsan.
-Ölen kim? İnsan.
-Türk kim? İnsan.
-Rus kim? İnsan.
-Arap kim? İnsan.
-Alman kim? İnsan.
-Bankacı kim? İnsan.
-Rüşvetçi kim? İnsan.
-Yalan söyleyen kim? İnsan.
-Hırsız kim? İnsan.
-Soyguncu kim? İnsan.
-Dolandırıcı kim? İnsan.
-Soyulan kim? İnsan.

...

(Gerisini siz ekleyin!)



Standart

Adın Dışa Taşması

YA DA “TÜRKLERE KARŞI POLİTİKA YAPMA İSTEĞİ

(Türkiye’ye karşı, Türkiye’nin sınırlarını değiştirmeye yönelik davranışlarla ilgili olarak yetkililere,/ Corriere della Sera-Milano”, “Istituto Geografico De Agostini –Novara”, “Türkiye Büyükelçiliği-Roma”, “Türkiye Başkonsolosluğu-Milano”/ Venedik’ten gönderdiğim, 27.03.1995 günlü, iadeli taahhütlü, “Esonimia” ovvero “Volontà Politica Antiturca” başlıklı yazımın Türkçe’si)

7.3.1995 günlü “Corriere della Sera” gazetesinde, Türkiye Büyükelçiliği Basın Görevlisi Tevfik Ünver’in (Gazeteniz tarafından dağıtılan) “De Agostini Coğrafya Atlası” konusunda, Türkiye’nin (ve Irak’ın) kimi bölgelerinin “Ermenistan ve Kürdistan” olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu varsayan gözlemlerine “De Agostini Coğrafya Kuruluşu’ndan) bay Giuseppe Motta’nın verdiği karşılığı okudum.

Söz konusu yanlışlar Elçilik danışmanının sandığı (bay Motta’nın da doğruladığı) gibi hiç de istenmeden yapılmış yanlışlar değildir.

Türkiye (ve Irak’ın) topraklarını böyle göstermenin, ve dolayısıyla, gene bay Motta’nın sözleriyle, “adın dışa taşması” sözcüğü altında, gerçekte, “De Agostini” gibi bilimsel bir kuruluşun gerek Türkiye gerekse başka herhangi bir ülke konusunda yapmaktan kaçınması gereken, çok kararlı ve kesin bir Türk düşmanlığı sergileyen amaç görülmektedir.

Yer darlığı nedeniyle, (gazetenizin okuyucularına tarihsel değil, siyasal, fiziksel atlas eşliğinde siyasal  geçmiş dersi vermeye çalışan) bay Motta’nın söz konusu Türk düşmanlığının su götürmez belirtisi olan sözlerini yinelemeden, birkaç soru sormakla yetineceğim.

-1) (Sürekli okuyucusu olduğum için benim de alıp biriktirdiğim), Corriere della Sera’nın okuyucularına dağıttığı “De Agostini Atlas’ı” “ulusların bir tarihsel, budunbilimsel atlası” mı yoksa “siyasal, fiziksel bir atlas” mı?

-2) “Ermenistan, Kürdistan … Türkiye, İtalya, Avusturya, Slovenya, Hırvatistan, Irak, Yunanistan …”  terimleri, “kesin (ve tarihsel bir atlasta, tarihsel dönemlere göre, değişebilen) sınırlamaları olan” bir  “siyasal atlasta kullanılması gereken terimler mi yoksa, isteğe göre, “siyasal, fiziksel bir atlasta kullanılabilecek terimler midir?

-3) Bir “siyasal ya da fiziksel” (dolayısıyla “tarihsel” olmayan) atlasta, denkgele, bu gibi terimlerle (uluslararası yasaca, uluslararası antlaşmalarla imzalanıp tanınmış) başka ülkeleri de gösterebilir miyiz yani (kısmen de olsa) bu tanınmamış ülkeler başka ülkeleri da kapsayabilir mi?

Örneğin, “Avusturya” terimiyle Alto Adige’yi, Veneto’yu … Hırvatistan’ı da gösterebilir miyiz? “İtalya” terimiyle Slovenya’yı, Hırvatistan’ı (ya da onun Istria gibi bir bölümünü), Onikiada’yı, Libya’yı, Somali’yi, Habeşistan’ı (Etiyopya’yı) gösterebilir miyiz?

“Türkiye” terimiyle (aralarında Ermenistan’ın da bulunduğu) Kafkas ülkelerini, (yakın  zamanlara  dek pek çoğu Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde olup şu sırada Türk azınlıkların yaşadığı) Irak, Suriye, Balkanlar’ı … gösterebilir miyiz?

(Bırakalım başkalarını) İtalyanlar, Slovenler, Hırvatlar, Yunanlılar, Libyalılar… ne derlerdi? Bu sıralama sonsuza dek sürüp gidebilir.

Her şeyi karıştırmak ve geçmişi diriltmek istersek, işin içinden çıkılmaz ve kimin haklı kimin haksız  olduğu da artık bilinemez.

-4) Böyle bir şey olanaksızsa, neden bu gibi işlem yalnızca Türkiye’ye karşı uygulanıyor?

-5) “Kuruluşunuz’a (ve dolayısıyla onun sözcüsüne) herhangi bir devletin, uluslararası  yasalar uyarınca yapılıp imzalanmış antlaşmalarla belirlenmiş, tanınmış sınırlarını (kağıt üstünde de olsa) değiştirmeye (dolayısıyla değiştirilmesini önermeye) yönelik sözcükler kullanma hakkını veren (bizim bilmediğimiz) bir İtalyan yasası ya da uluslararası bir yasa mı var?

Sonuç olarak şunu da belirtmek istiyorum: Her türlü ırk ayrımı, şiddet, dünyanın her yerinde barış içinde birlikte yaşayabilecek ve yaşamaları gereken, uluslar arasında nefret uyandıracak her türlü davranış beni tiksindirir.

Venedik Üniversitesi


T.C.   BAŞKONSOLOSLUĞU

M I L A N O

                                                                                                                            

03.04.1995

Sayı:      469/86

Konu:    

                                                     Sayın  Prof.  Asım  Tanış

                                                     Università  di  Venezia

                                                     Cattedra  di  Lingua  Turca

                                                     Campo S.Polo.  2035.

                                                     30125. VENEZIA

Muhterem  Hocam,

23.3.1995  tarihli  yazınızı  aldım. Çok teşekkür  ederim. 

İlginiz ve duyarlılığınız beni çok mütehassis etti. Gayet güzel yazmışsınız. Her şeyi çok güzel ortaya koymuşsunuz. Sizi  kutluyorum.

Bir süre önce ben de o konuda teşebbüste bulundum. Bay Motta ve yardımcısı ile görüştüm. Konunun olumlu bir sonuca ulaştırılmasına yardımcı olmak üzere bazı öneriler ortaya atıldı. Bunlar halen değerlendiriliyor. Uygun bir fırsatta bu konuları konuşabileceğimizi ümit ediyorum.

Sizi tekrar kutlarken selam ve saygılar sunuyorum.

imza

A. Vural  Öktem

Başkonsolos

Standart