1956-57 yıllarında, Niğde’de, ben ortaokulun son yıllarındayken olmalıydı. Öğretmenimiz hızlardan söz etmişti.
Sesin hızı: 340 m. olmalıydı. Işığın hızı : saniyede 300.000 km. idi. Dolayısıyla, ışık, yeryüzünün 240.000 km. olan çevresini bir saniyede yaklaşık yedi buçuk kez dolaşıyordu.
Işık;
Bir saatte (3600 saniyede): 300.000 x 3600 = 10.800.000.000 (on milyar sekiz yüz milyon) km,
Bir günde: 10.800.000.000 km. x 24 = 259.200.000.000 km.,
Bir yılda: 259.200.000.000 km. x 365 = 94.608.000.000.000 km. yol alıyordu.
Bunu (yuvarlak) 95.000.000.000 km. olarak gösterebiliriz.
Dolayısıyla, ışık yılının hızı: 95.000.000.000 km.
Evrendeki uzaklıklar ışık yılıyla gösteriliyor(du).
Bu sonuca göre, bırakın o sıralardakini, şimdi bile gerçekleştirilen, en hızlı araçla, evrende yolculuk yapmak, usun alamayacağı süreyi buluyor(du).
Ne yapılabilirdi? Ben çocuk aklımla şöyle düşünmüştüm: istediğimiz/tasarladığımız/düşlediğimiz yere, ancak ve ancak, düşünce ile gidebiliriz.
Bugüne dek, bildiğimce, değişen bir şey yok!
En hızlı araç: düşüncedir!
Düşünceyle, istediğimiz yere, istediğimiz anda gidebilir, istediğimiz anda, orda olabiliriz!
Var mı çocuk Asım Tanış’ın bu düşüncesini çürütecek olan? Varsa çıksın ortaya, göstersin!