Avrupa’lı Sevgili

-Eee, anlat bakalım… Geçmiş sevgililerini!

-Ah o Salvatore yok mu?

-Kim(miş) bu Salvatore (Kurtarıcı)?

-Kim olacak? Benim ilk sevgilim.

-Bah hele … Demek ki ben senin ilk sevgilin değilim?

-Ne bakı ……… Sen de ……..!

-Ne yaptınız Salvatore ile?

-Ne yapacağız? Sarıldı, öptü, kuytu yerlerde………

-Sonra?

-Sonra ……İşte şey etti ………….

-Ne etti? Orana burana mı elledi?

-Elledi ya…………..

-Bak şu gavurun Salvatore’sine ……. Sen de onun orasına burasına elledin mi?

-Elledim ya! Ben de elledim. Bizde eşitlik var. Kadın erkek eşitliği. Elleme eşitliği.

-Kadınla erkek eşittir senin anlıyacağın. Birisi elledi mi öteki(si) de eller. Yani elleştiniz……..

-Elleştik… Ayaklaştık… Sonra olan oldu ………….

-Sonra oğlan mı oldu?

-Yok canım. Ne oğlanı! Olan oldu diyorum.

-Yani senin kazan delindi mi?

-Delinmedik ne kazan kaldı ne tencere!

-Niye beni çağırmadın?

-Seni tanımıyordum ki daha. Sonra seni çağırıp da ne yapacaktım? Onun yaptığını sen mi yapacaktın bana?

-Yok canım. Onu demek istemiyordum. “-Ulan!” derdim o Salvatore’ye, “bak ulan, böyle haltlar bizde yenmez. Ayıp değil mi sana? Şimdi bunun kazanı ne işe yarayacak? Bizde olsa yapamazdın bunu ……….

-Yani sizde yapılmaz mı böyle şeyler?

-Yapılmaz ya!…….. Kolay mı?

-Yani sizde herkesin kazanı sağlam mı?

-Sağlam! Hem de nasıl! Üstelik kalaylıdır da! Pırıl pırıl. Sizinkiler gibi yangın geçirmiş çayırdaki tandıra hiç benzemez……..

-Bizimkiler yanaştırmaz bile. Kendisi istese de yakınları yanaştırmaz adamı. Bizimkilerinki kilitlidir. Anahtarını da evlenmeyince vermezler.

-Nasıl tanırsınız birbirinizi? Bizim gibi önceden birbirinizi iyice tanıyıp evlenmez misiniz, içini dışını görerek, Kemerhisar deyişiyle?

-Nerdee? Bir kızla arkadaşlık olmaz da! Evlenmek istersen, oturduğu sokaktan başlayacaksın. Önce kapı dışındakileri memnun edeceksin. Ondan sonra kapı önündekileri. Köpek filan varsa ona da sevdiği yiyeceklerden getirip vermezsen seni evden içeri sokmaz. Bunu da aştın mı kardeşler çıkar karşına. Neyle sevinirlerse onları da sevindireceksin. Ne de olsa kardeşlik hakları vardır. Ardından babaya babalık, anaya analık hakkı tanıyacaksın. Onların da gönlünü ettin mi gerekeni sana yaptırıp, düğünü ettirirler ve anahtarı eline verirler. Anladın mı şimdi bu işlerin nasıl olduğunu?

-Anladım anlamaya ama sizde amma da zormuş! Bizler kolay ve ucuza gidiyormuşuz!

-Öyle. Ne de olsa bizler geri kalmış, gelişmekte olan ülkelerdeniz. Sizlerse uygarlık düzeni yüksek ülkelerden. Bunun için koşturup duruyoruz peşinizden sizlere yetişmek için ya……….

-Bizde var ya… kazanı sağlam  bir şu karşıda gördüğün kadın heykeli var. Başkası zor bulunur……..

-Hep o gavurun Salvatore’si yüzünden mi bu?

-Hep onun, onun gibilerin yüzünden.

-Sizde hiç mi suç yok?

-Yok, yok! Bizde yok! Bize kalsa yapmayız böyle şeyleri…..

-Dinle, bak! Şimdi sana bir öykü anlatayım bitirmek için…….

-Askerlerin bulunduğu bir kentte, bi kadın komutana çıkmış. Erlerden birisinin kızıyla o işi yaptığını söyleyip cezalandırılmasını istemiş. Komutan da yanında duran kılıcını kadına vermiş, kendisi de kını almış.

-Haydi, bayan, demiş, elindeki kılıcı şu kına sokmaya çalış! Kadın kılıcı kına sokmaya çalışıyormuş ama komutan elini sağa sola kaydırdığı, bir türlü yerinde durmadığı için beceremiyormuş. En sonunda kadın:

-Siz, demiş, yerinizde durmazsanız, hep sağa sola mıttır mıttır dönüp durup kını kaydırırsanız kına nasıl sokarım kılıcı?

Komutan da:

-Haklısınız bayan! demiş. Kızınız da, benim gibi, sağa sola, mıttır mıttır oynatıp dursaydı, benim erinki onunkine girmezdi. başına da böyle şeyler gelmezdi!……

Standart

Yorum bırakın