1. Bölüm
(Bugün de güncelliğini, geçerliliğini yitirmediğinden, 1997 yılında “Yeşil Bor” gazetesinde çıkan yazımı yeniden vermek yararlı olur düşüncesindeyim.)
…
Kaç kişi, bir ilacı aldıktan sonra, kutunun içindeki ilaçla ilgili yazıyı okuyunca ne demek istediğini anlayabilmiştir? Çoğu kez sanki o yazının anlaşılmaması için elden gelen yapılmış gibidir.
…
Ara sıra bu konuyu kimi tanıdık doktorlarla da konuşup tartıştık. Hemen hepsi o yazılarda kullanılan ve anlaşılmayan sözcüklerin tıp terimleri olduğunu, değiştirilemeyeceğini, doktorların anladığını, bunun da yeterli olduğunu savunmuşlardır.
…
O yazılar doktorlar içinse, yazının başına, “Bu yazı ve içindekiler yalnızca doktorlar içindir. İlacı satın alan, sizin gibi, halktan kişiler anla(ya)maz, anlamasına da gerek yoktur! Anlayıp da ne yapacak?” diye bir uyarı konmalı. Böylece, kimse de, bunca para verip aldığı o ilacın ne olduğunu, neye yaradığını anlayabilmek ya da anlamamak için boş yere kafa patlatmaz.
…
Şimdi gelelim işin gerçeğine:
-1) İlaç kutularının içine, ilaçla ilgili olarak konan bilgi kağıdı, yalnızca doktorlar için değil, o ilacı satın alan herkesin okuması içindir. Çünkü, içinde, ilacın özellikleri, nitelikleri, yanında, kullanılışıyla ilgili bilgiler de verilmektedir. İlaçları yalnızca doktorlar satın alıp kullanmadığına ve kullanmayacağına göre (keşke hiç hastalanmasak da ne doktor ne de ilaç yüzü görmesek, buna karşılık doktorları ve eczacıları beslesek), onların anlaması yeterli görülemez, sayılamaz.
…
-2) İlaçlarla ilgili olarak kullanılan ve “anlaşılmaz” sözcükleri, terimleri, salt “tıp dili” deyip kestirip atmak, işin kolay ve baştan savma yönünü ele almaktan başka bir şey değildir. Öyle olunca, neden yalnızca fransızca biçimidir de ingilizce, almanca ya da italyanca biçimi değildir? Hele hele neden türkçe biçimi değildir? Bunların, öbür dillerde olduğu gibi, türkçe biçimleri, karşılıkları da vardır. Hem de nasıl!
…
-3) İlaç dilinde ya da tıp terimlerinde görülen, ve, yabancı sözcükleri, terimleri kullanmakta direnme, özellikle, çoğu yabancı dillerden gelme yazıları çeviren ve türkçesi konusunda kafa yormayı kesinlikle düşünmeyen kişiler yüzünden olmaktadır. Bu konuya titizlikle eğilen pek çok az kişinin çabası sorunu şimdiye dek çözememiştir. Bu gibi çevirileri yapan kişilerin çoğu Türkçe’yi iyi bilmiyor gibi. Sanıyoruz ellerinde yeterli bir sözlük de yok. Belki olan sözlükleri alıp karıştırmıyorlar bile.Önlerine ne gelirse Fransızca’da okunduğu gibi aktarıveriyorlar Türkçe’ye, işte o kadar.
…
İşte, elimizde, birkaç yazıdan alınan, bir iki anlaşılmaz örnek: “Mide ve duodenum ülserlerinin patojenlerinin natojenlerinde asidite en önemli faktördür.” “Asid sekresyonu azalırsa ülser iyileşir. Özellikle noktürnal asid sekresyonu azalırsa büyük önem taşır.” “Aktif duodonal ülseri.” “patolojik sekresyon.” “plasma konsantrasyonları toksit etkisi.” “Orbital ödem konjunktival kızarması, ürtiker.” “Sinir sistemi, psikiatrik: parestezi konfulsion, psişik bozukluklar, anksiyete, depresyon, libido azalması, halüsinasyon.” “Gastrik asit sekresyonu” “periferik arteriyelleri dilate ederek.” “Total periferik rezistans” “refleks taşikardi” “Kardiyak yük” “normal ve iskemik bölgelerde koroner arteriyellerin dilatasyonu… Bu dilatasyon koroner arter spazm durumlarda …” “Koroner vasokonstriksiyon.” “Sistemik hipotansiyon.” “Nöral tüp defektleri, “ “Lokal akut (primer) enflamasyonun lokal mekanizmaları.” “Otoimmün reaksiyon” “Romatizmal enflamasyon” “Damar permeabilitesi”. “Lökosit endotel etkileşimi.” “Migren tedavi profilaksisi.”…
Bunların neresine türkçe dersiniz? Hangi dile benzediğini biz pek anlayamadık. Şunu Fransızca’da okunduğu gibi değil de yazıldığı gibi yazsalar, aktarsalar, hiç olmazsa fransızca deriz. Değilse ortaya ne idiği belirsiz, sevimsiz, anlaşılmaz bir dil çıkıyor.
…
-4) Pek çok alanda yapıldığı gibi, özellikle Latince ve Yunanca’ya dayanan, ilaç ve tıp sözcükleri, terimleri konusunda da, şimdiye dek tümüyle gerçekleşmemiş bir türkçeleştirme yapılabilir mi? Yapılabilir. Hem de nasıl! Türkçe düşünmek, yazıdan aktardığımız yabancı dille birlikte, Türkçe’yi de iyi bilmek, şimdiye dek çıkmış, uzman kişilerce yapılmış sözcükleri kullanmak yeter.
…
-5) Şimdi size, birkaç ilaç kutusunun içindeki kağıtlardan gelişigüzel seçtiğimiz kimi sözcükleri ve türkçe karşılıklarını veriyoruz abece sırasına koyarak. Bu karşılıkları, o yazıları yazanların da bildiklerinden kuşkumuz yok. Ya da bilmeleri gerekirdi. (Bu sözcüklerin nasıl oluştuklarını burda açıklamaya gerek görmüyoruz. Ayrıca, bu yazımızda, yalnızca Fransızca’dan, olduğu gibi aktarılan sözcükler ele alınacaktır. Fırsat buldukça, ilerde, başka sözcüklere de değinilecektir.)
absorbe: emil/miş (-en), sorul/muş (-an).
absorbe edilmek: emilmek, sorulmak, içine çekilmek.
absorbe etmek: emmek, sormak, içine çekmek.
absorbsiyon: em(il)me, sor(ul)ma, içine çek(il)me.
afinite: benzerlik.
ajan: etken.
ajitasyon: tedirginlik, heyecan, kafası karışma.
aktif: etkin, etkili.
aktivite: etki(nlik), çalışma.
akut: ağır.
alji: ağrı; (miyalji: kas ağrısı).
allerji: (vücutta görülen kızartı, kızarma, kabartı vs. gibi) tepki.
allerjik: tepki yapan (gösteren).
alopesi: kıl (saç) dökülmesi, kılsızlık.
analjezi: ağrı(yı) kesme (durdurma).
analjezik: ağrı(yı) kes/en (-ici) (durdur/an, -ucu).
anestezi: bayıltma, uyutma.
anestezik: bayıltıcı, uyuşturucu.
anksiyete: sıkıntı, iç sıkıntısı, yürek darlığı.
anomali: düzensizlik.
anoreksi: yemeden (yemekten) kesilme, yemek isteksizliği.
anti….: …(y)e2 karşı, ……… önleyici (kesici).
antiallerjik: tepki (allerji) önleyici, tepkiye (allerjiye) karşı.
antiemetik: kusmayı önle/yici (-yen) (durduran), kusturmayan.
antienflamatuar: yangı önleyici, iyileştirici.
antihipertansif: yüksek tansiyon (kanbasıncı) önleyici.
antikoagulan: pıhtılaşmayı önle/yici (-yen).
antipiretik: ateş düşürücü.
antiprüritik: kaşıntı ilacı, kaşın/tıya (-maya) karşı kullanılan, kaşıntı önleyici, kaşıntı (kaşınma)…(s)i4.
anti(hi)staminik: damar daraltıcı.
aroma: (güzel) koku.
arter: atardamar.
asteni: güçsüzlük, yetersizlik, güçten düşme, kırıklık.
dental problem: diş sorunu.
depo edilmek: toplanmak, birik(tiril)mek, yığılmak.
depo etmek: toplamak, biriktirmek, yığmak.
depresyon: çöküntü.
dermat/it (-oz): deri hastalığı.
dilatasyon: genişle(t)me.
dilate: genişlemiş; (- olmak) genişlemek.
dismenore: düzensiz aybaşı, aybaşı düzensizliği.
diüretik: işetici, çiş artırıcı (getirici).
diyabet: şeker (hastalığı).
diyare: sürgün, ishal.
doz: ölçü, ölçek.
dozaj: ölçü(yü) ayarlama (saptama); (sürdozaj: ölçüyü aşma, aşırı ilaç alma/kullanma).
duodenum: onikiparmak bağırsağı.
eliminasyon: at(ıl)ma, ele(n)me.
emülsiyon: çözelti.
endikasyon: kullanıldığı (kullanılması öğütlenen) yer: (kontroendikasyon: kullanılmadığı yer).
endike: kullanılır; (kontroendike: kullanılmaz).
endo…..: iç ….., içten ….., …. içinden, ….d2e2n.
enfeksiyon: (mikroplu) hastalık.
enflamasyon: yangı, hastalanma.
enflamatuvar: yangılı, hastalanmış.
epigastrik: mide ağzı (üst karın bölgesi) ….(s)i4.
epilepsi: sara, yilbik, tutarık.
ereksiyon: kalkma, sertelme.
eritrosit: alyuvar.
erüpsiyon: kabarık, uçuk(lama).
faktör: etken.
farmakoloji: eczacılık, ilaçbilim(i).
farmakolojik: ilaç (eczacılık/ilaçbilim) ….(s)i4.
fertilite: doğurganlık, verimlilik, üretkenlik.
fetus: dölüt, ana karnındaki çocuk.
fonksiyon: görev, işlev.
fotosensitif: ışığa (karşı) duyarlı.
gastro: mide, karın …..
gastrik: mide (karın) …..(s)i4; (gastrik ülser: mide yarası, midede yara).
gastintentestinal: mide-barsak ….(s)i4……….
gut: damla (hastalığı).
hallusinasyon: birşeyler görür gibi olma, sanrılama.
hematuri: kan işeme.
hepatik: karaciğer (karabağır) ….(s)i4.
hepatit: sarılık.
hiper: yüksek, aşırı; (hiperasidite: aşırı ekşime; hipersensivite: aşırı duyarlılık; hipertansiyon: yüksek tansiyon/kan basıncı).
hipnotik: uyutucu, uyku veren, uyutma ….(s)i4.
…
Devamı haftaya…
…
(*) Bu yazımızı, ilaç dilinin sözcüklerini anlamadan ölüp, anlayabilme mutluluğuna erişemeden, öbür dünyaya göç edenlere adıyoruz.