Gökten Kokucu İniyor

Bor’un pazarı ünlüdür. Çevreden hemen herkes gelir. Gelenlerin içinde keli de vardır körü de. Bizim tanıdıklardan Körhaceli de bunların arasındadır. Mis satmak için orda bulunmaktadır.


Kendisi gerçekten görmez ama artık alıştığı için sezgiyle yolunu bulur, karşıdan karşıya bile geçerdi. O gün nasıl olduysa biraz içki almıştı. Yürürken dikkat etmemiş nerde olduğuna ve birden kendisini boşlukta bulmuş. Elinde çantasıyla uçan daire gibi o sırada Bor’un pazarı daha geçmediği için eşeğini nallatan başka bir Kemerhisarlının tepesine inmiş…


Ama neyse ki “Tanrı korudu derler” ya öyle olmuş ve ikisine de fazla bir şey olmamış. Ufak tefek sıyrıklarla atlatmışlar.

Uzaya Giden O… Uzay Yolları

Uzay için de mi fıkra anlatacaksınız? diye sormayın. Gerçekte böyle bir şeyi düşünmedim. Bunu yapmak da güç.

“Niçin demeyin! Ne biliyoruz ki uzay konusunda? Çok şey ortaya çıkıyor ama kimbilir kaçta kaçı bilemediklerimizin? Öyle bir kavram ki uzayıp giden o… tren yolları…” örneği sürüp gidiyor usumuzdan da öte.
Bununla kalsa gene iyi. İşin asıl acıklı yanı, bu uzayan, uzayıp giden, gittikçe uzaklaşan boşluğun içindeki insanın durumu…


Belki de boşluğun içinde armut biçimli dünya denen bir yuvarlağın üstüne atılmış. Nerden gelip nereye gittiğini bilmeyen, bilmek için çırpınan bir yaratık. Sorunlarına bir karşılık bulmaya çalışıyor. Bulduğunu sandıkça daha da çıkmaza saplanıyor…

Ölümle olsun ulaşılabilecek mi ona acaba?

Standart

Yorum bırakın