Kemerhisarlı’nın birisi, hiç Kemerhisar’dan dışarı çıkmamış, dünyayı yalnızca orası sanan anasıyla Adana’ya gitmiş. Hava da sıcak olduğu için gece otele ne gerek var. Yatıvermişler açıkta bir yere. Kadıncağız göğe bakıyormuş :
– Oğlum, demiş, bu ay bizim köydeki ay mı ?
– He ana hee….
…
GÖK – UZAY
Halley Kuyruklu Yıldızı
Halley kuyruklu yıldızı da geldi gitti. 1986’da yaşayanların çoğu gözle olmasa da çağımızın teknik araçları sayesinde onu görme mutluluğuna erişti.
Gene eskiden olduğu gibi korkanlar oldu. Kimi olayları, sanki önceden olmuyormuş gibi, onun yüzünden oldu diyenler de çıktı. Neyse ki 1453 yılında Türkler İstanbul’u aldıktan sonra söyledikleri gibi Türklerle ilgili kötü bir şey pek söylenmedi Halley’e bakılarak.
Ve 1986 yılında benim, kuyruklu yılan hikâyesine dönüp onbir yıldır üstünde çalıştığım “İtalyanca-Türkçe Büyük Öğretici Sözlük çıktı.
Onun önsözünde bu olaya değinmeden edemedim. Nasıl olsa ikinci bir kez bu kuyruklu yıldızın gelip geçtiğini göremiyecektim.
Ayrıca 1985-86 öğretim yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Kuyruklu Yıldız Altında Bir Evlenme” adlı romanını da okuttum derslerde.
Bildiğiniz gibi bu geçişin getirdiği yenilik oldu. Halley’in yaklaşıp dönüşünü izleyen Alman bilginler onun başının “Patates” biçiminde olduğunu ortaya çıkardılar. Dolayısıyla Halley’in de ne başlı olduğunu öğrenmiş olduk.
Ama neden Halley “patates başlı çıktı biliyor musunuz? Almanlar bulduğu için. Söylendiğine göre, ilk kez görülen bir şeyi, insanoğlu, genellikle çevresinde en çok gördüğü araca, ürüne vs.’ye benzetirmiş. Almanlar da çok patates yediklerinden başka neye benzetebilirlerdi ki? Ya İtalyanlar ortaya çıkarsaydı neye benzetirlerdi? Kuşkusuz “makarna”ya. Öteki uluslardan ben bildiğim kadarını söyleyeyim, gerisini siz sürdürün. Araplar, “deve’ye, İspanyollar “boğa”ya, Holandalılar “peynir”e, Amerikalılar “kovboy”a, Hindistanlılar “ineğe”, Ruslar “ayı”ya…..Ya Türkler ? Bizim en çok yediğimiz, sık sık gördüğümüz neydi? Yurtdışında yıllardır bulunduğum için ben yanılırsam, siz sonra düzeltirsiniz. Bence “kuru fasulye”ye. O da çok pahalanmış dediler. Artık siz bulun ötekini.
…
Gökten Başımıza Ne Yağar
Uzaya gidip geliyorlar ya pek de her zaman uğur getirecek değil bu yolculuklar. Başka bir yerde sözünü edeceğim gibi, Amerika-lılar (belki sonra da Ruslar), ayda marul, hıyar yetiştirmeyi düşünmüşler bir aralık. Toprağın durumuna bakıp başka şeyler de yetiştirmeye kalkabilirler. Sonra bu iş gide gide öteki gezegen ve uydulara da yayılır….
Ya biz ne yapacağız? “Vay başımıza düşenler…” diye bağırmaktan başka ne yapabiliriz ki beklemediğimiz bir anda gökten tepemize şimdilik “marul, hıyar” düştüğünde.
Aman dua edelim de uzaydaki topraklarda ağır şeyler yetişmesin. Değilse yandığımız gündür….
…
(Gök-Uzay Serisinin devamı haftaya)