Uluslararası Hırsızlık (Soygun, Yağma, Çapulculuk, Dolandırıcılık) Çetesi/Örgütü

İçi bozuk kişioğlu, bırakalım öbür yöntemleri, savaş çıkarıp, ölümden, yıkımdan, kazanç sağlamadığında, hırsızlığa, soyguna, yağmaya, çapulculuğa, dolandırıya başvurur.

Bütün bu pislikleri, tek başına, yalnız başına yürütemeyeceğinden, kendisi gibi olanlarla işbirliğine girişir, onlarla çete, dolayısıyla, kötü anlamda, örgüt kurar.

Bu konuda yazıp çizen, bu açıdan yapılanları onaylamadıklarını yazıya döken, sergileyen, bugüne dek çok olmuştur. Başarılı olup olmadıklarını, gene bugüne dek, yapılan, bırakın yüzleri, binlerce savaş, gözler önüne seriyor.

Tanrı adına yapılan savaşlardan birini, bu gibi içi bozuklar, kandırdıkları çoluk çocuğu, genci, kutsal yerleri kurtarmaya götürecek yerde, köle olarak satmıştır.

Gene bu gibilerden kimisinin, Anadolu’da, çocukları bile kesip yediklerini, tiksinerek okudumsa da, doğru olup olmadığını bilemem, yanlarında olmadığım için.

Geçmişteki bu gibi olaylarla  ilgili yapıtların titizlikle okunmasını önererek günümüze gelelim.

1914-1918 arasındaki, yeryüzü için yıkım olarak tanımlanabilecek, “Birinci Dünya Savaşı” yetmemiş gibi, yaklaşık yirmi yıl sonra, Türkiye, İsveç, İsviçre, İspanya gibi, akıllı davranan birkaç ülkenin katılmadığı, “İkinci Dünya Savaşı” çık(arıl)mış, yeryüzüne, acısı unutulmayacak, ikinci bir yıkıma neden olunmuştur.

Savaş eksik olmamakla birlikte, büyüğü çıkmamakla birlikte, kişioğlunun, ya da kötülükten başka düşünmeyen, kişi beyninin, iğrenç çıkarları uğruna, yapmadığı, başvurmadığı pislik kalmamıştır.

İstediği madeni işletebilmek için yakmadık orman bırakmamış, yeniden yapmak için, yakıp yıkmadık büyük yapı bırakmamış… Daha neler neler.

İğrenç tasarılarını gerçekleştirebilmek amacıyla, uluslararası örgüt kurarak, pek çok ülkenin başına, pis amaçlarını saklamasını, belli etmemesini bilecek, kendi buyruklarından çıkmayacak, iğrencin iğrenci, köleden de kötü,  olanları yerleştirmişlerdir.

Başlarına geçtikleri ülkelerin toplumlarının onların bu oyunlarını sezmemeleri için her türlü yalana, dolana, gösterişe başvurmuşlardır.

Ancak, çok az da olsa, onların kurdukları korkunç tuzağı, ezilen toplumlar sezmeye başlamıştır.

Bu durum, sonlarının bir gün, er geç, geleceğinin, gelmekte olduğunun bilincine varmak, onları, daha da azgınlaştırmış, başvurmadık pislik bırakmamışlardır.

Nerdeyse, yaklaşık 1900 yıl önce, Tyanalı Apollon’un yaşamının sonuna doğru anlatılan olaylar yaşanmaya başlamıştır.

Dileğimiz, Tyanalı Apollon dönemi kötülerin başına gelen şimdikilerin de başına gelmesi!

Standart

Yorum bırakın