–Bilgelik–
Bence, dünyada en büyük kişi, “bilgeliği akla uygun olarak ve temiz amaçlarla uygulayan”dır.
…
Şöyle diyordu: “Gerçek bilgeliğin ilkeleri, diktatörlük boyunduruğu altında yaşamayı kabul etmez!”. “Bedensel özgürlük olmadan, ruhsal özgürlük olmaz!”.
…
Bilgelik konusunda şunları söylemiştir:
Bilgelik onu tanıyan her şeye korku verir ama kendisi hiçbir şeyden korkmaz!
Bilgelik gerçekse acı vermez!
…
Benim gibi kişide akıl, ya acı duymaz, ya da, acıya, sona ermesini buyurur!
…
Gerçek bilge ne bildiğini eksiksiz bilir!
…
Bilge gerçeği söyler ve kimseden korkmaz çünkü bu güç onun yapısında vardır!
…
Gerçeği söyledim diye beni hapse attılar! Gerçeği söylemeseydim başıma daha ne gelecekti sanki?
…
… her türlü gerçeğe karşın, yalan suçlamalarla ölüp, diktatörlere bilge gibi görünmek fırsatını vermek, çok büyük bir beladır!
…
Yöneticiye:
–Ey yönetici, çok kötü yöneticilerden, nasıl yönetilmemesi gerektiğini öğrenmişsindir!
…
–Yasa sana da geçerli olsun! Varolan yasaları çiğnemezsen, akıllı bir yasacı olursun!
…
..Elindeki salt güç karşısında titre, çünkü, böylece, onu ölçülü kullanmayı bileceksin!…
…
-Erdemiyle yücelen bir kişi, demokrasiyi en iyi yönetime dönüştürür.
Bu durumda, tek bir kişinin yönetimi, ortak yarara yönelik olduğundan bir halk yönetimidir….
…
–Yükselenleri, ilerleyenleri ortadan kaldırma!…
–Tyanalı Apollon “Diktatörler, dalkavuklar, köleler ve özgürlük”.
…
–Diktatörlerin gücünün ölümsüz olmadığını, korku vermesi nedeniyle, herkesten çok, onların yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu göstermiştir.
–Apollon şöyle diyordu:
Özgürlük bilgenin en yüksek ereğidir. Özgürlük için ölmek yasalarda vardır …
Yakınları, çocukları, kendine olan saygısı için ölmeyi doğa buyurur. Bütün insanlar da, doğaya kendi istekleriyle, yasaya zorunlu olarak, uyarlar
Özgürlük bilgenin en yüksek ereğidir.
…
Bilgelere, kendilerini verdikleri, ülküler için ölmek yaraşır. Bu ülküleri ne yasa ne de doğa ortaya koymuştur. Onları bilgeler, ruh güçleri ve yüreklilikleri nedeniyle uygularlar!
Çiğnendiklerinde, bu ülkülerin savunulması için, bilge, ateşe, baltaya karşı gitmeyi bilmelidir çünkü bunların hiçbirisi bilgeyi yenemeyecek, onu yalanın kıskacına alamayacak ve bilge bütün bilgisine sıkı sıkı sarılmayı bilecektir.
…
–Vahşi hayvanlar, diktatörler!
-Vahşi hayvanların her çeşidini gördüm fakat halkın diktatör siyasal hayvan dediği bu vahşi hayvanın kaç başı olduğunu bilmiyorum.”
…
-Diktatörlerin köleleri gibi, öyle alçak kişiler vardır ki bunlar en sevdikleri kişileri bile, onun emrine vermeye hazırdırlar çünkü onlar, korku yaratmayan şeyden korkarlar, korkulması gerekenden korkmazlar!
Ahlaksızlar, sapıklar, sömürücüler, erdemlilere hakaret yağdıran kıskançlar, kötüleri öven dalkavuklar, muhbirler, parayla alınıp satılan iftiracılar, kötülük üstüne kötülük yığarlar…
Onların yüzünden, demokrasi, bir diktatörlüğe dönüşür!….
…
–İki çeşit diktatörlük vardır:
Neron’unki gibi olan diktatörlükler, kişiyi yargılamaksızın, ölüme gönderirler! Tiberio’nunki gibi olan diktatörlükler ise, kurbanlarını mahkemeye, yargıç önüne çıkardıktan sonra, ölüme yollarlar! Bunların ikisi de uğursuzdur!…
Benimle ilgili yargılamadan kaçınacak olsam… yeryüzünün hangi köşesinde suçsuz gözükebilirim?
…
Neron korkusu yüzünden, yoldaşlarının sayısı 34’ten 8’e inip felsefeyi bıraktıklarında, Apollon, şu sözleri söylemiştir:
-Neron’a korkutma gücünü veren tanrı, bana ondan korkmama gücünü vermiştir….
Her türlü gerçeğe karşın, yalan suçlamalarla ölüp, diktatörlere bilge gibi görünmek fırsatını vermek, çok büyük bir beladır.
…
Yeryüzü diktatörünse, saklanarak yaşamak değil, açıkta ölmek daha soylu bir davranıştır!
… Kendini iyi tanıyan bilge, halkı ürküten şeylerden korkmamalıdır…. Gerçek bir insan yapısını değiştirmez, kendisini köle yaptırmaz!…
…
Apollon, onu ne olursa olsun, mahkum etmek isteyen, Domiziano’ya meydan okuyarak, başkalarını savunma amacıyla, kendisiyle ilgili yargılanmayı ve tehlikeyi göze alıp Roma’ya gelmiş…. Konuşmalarıyla, kendisi suçlanacak yerde, İmparator’u suçladıktan sonra, olağanüstü bir biçimde, ortadan yok olmuştur, “Bedensel özgürlük olmadan ruhsal özgürlük olmaz!” ilkesine göre. Sonradan şunları söylemiştir:
-Diktatör, hep, kendine dalkavukluk edenlerin sözlerine kulak vermiştir. Şimdi ise, kendisini eleştireni de dinlemiştir.Bu gibi olaylar, diktatörlerin yapısını allak bullak eder, onları öfkeden kudurtur!”.
…
–Dalkavukların sesini duymak beni tiksindirir çünkü bu ses, gereksiz ve konuşma yeteneği olmayan kişilere özgüdür!
…
Tanrım, iyileri tanıyayım, kötüleri tanımayayım! Kötüler de beni tanımasın!
…
–Kaynaklar:
1. Vita di Apollonio di Filostrato (Filostrato’nun ‘Tyanalı Apollon’un Yaşamı’), Dario Del Corno, Milano, 1978.
…
2. Turchia, i luoghi delle origini cristiane (Türkiye, hıristiyanlığın doğduğu yerler), L. Padovese, A. Dalbesio, O. Granella, F. Aliani, Parma, 1978, ss.325-327).
…
3. Turchia Vecchia e Nuova (Eski ve Yeni Türkiye), Milano, 1965, s.21.
…
4. Apollonios Tyanalı (Sargon Erdem), Türk Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, cilt.3.,ss.240-242.
…
5. L’Islamismo (Müslümanlık), Toufic Fahd – Alessandro Bausani, Bari, 1991.